Fantastik evrenler hakkında daha çok bilgi edinmeye,okuduğumuz kitabın, izlediğimiz filmin veya oynadığımız oyunun geçtiği topraklarda daha önce neler yaşandığını öğrenmeye çoğumuz meraklıyızdır. Bu evrenlere bir altyapı hazırlamak, eseri tüketenlerin hikayeye daha rahat adapte olmasını ve kendisini içeriğe daha yakın hissetmesini sağlar.

 Biz ise bugün yıllardır evrenine bir şekilde adım attığımız The Elder Scrolls Evreni ve onun çok geniş lore’u hakkında bir girizgah yapacağız. Bir seri olarak planladığımız bu yazılar, bazenleri derin konular içerecek olmasına rağmen çoğu zaman olayları, mekanları, zamanları ve kişileri yüzeysel bir biçimde ele alacak şekilde oluşturulacak. Eğer bu kocaman külliyatın iki adet enerji ile başlayan devasa yolculuğuna hazırsanız başlayalım.

İlk Enerjiler : Anu ve Padomay

Öncelikle belirtmemiz gereken bir husus var. The Elder Scrolls (yazının devamında “TES” olarak belirteceğim) evreninde çok fazla ırk olduğu için anlatılacak bu bilgiler ırkların kendi kültürlerine ve yaşadıkları coğrafyalara göre farklı isimlerle ve farklı olaylarla aktarılmıştır. Fakat ben yazı içerisinde çok gerekli olmadığı müddetçe çoğunluğun kabul ettiği şekilde sizlere sunacağım.

Çok uzun zaman önce, hatta daha zamanın tanımı dahi yapılmamışken koskoca kainat içerisinde iki adet enerji yoğunluğu mevcuttu. Evrenimizin tanrısı olmaktan ziyade boşlukta asılı olan “auralar” olarak nitelendirebileceğimiz bu iki enerji kendi içlerinde biz zıtlığı temsil ediyorlardı. Anu, genel manada dengeyi temsil ederken Padomay, tam tersi olarak kaosun temsilcisiydi. Aynı zamanda Anu genellikle daha erkeksi bir figür olarak kaynaklara geçerken Padomay için bir cinsiyet belirtilmemekte.

 Anu ve Padomay aynı güçte varlıklar olduğu için birbirlerini asla mağlup edemiyorlardı fakat buna rağmen aralarında her daim bir sürtüşme mevcuttu. Bu durum böyle devam ederken bu ikili kendi aralarında “mekan” kavramına daha yakın sayılabilecek “Aetherius” adında bir evren oluşturdular. İkilinin atışmaları devam ederken birbirlerini mağlup etmek amaçlı kendilerine yardımcılar yarattılar. Anu kendine “Auriel” adında Padomay ise “Sithis” adında yardımcılar yarattı. Fakat kendilerinin gücü eşit olduğu gibi yardımcılarının güçleri de eşitti bu sebeple mücadeleleri yine beraberlikle sonuçlandı.  Bu sırada Auriel, Aetherius içerisinde zamanı yarattı ve tam anlamıyla zaman-mekan kavramına uyan bir bölge evren içerisinde yaratılmış oldu.

İlk Aşk (Dolayısıyla İlk Kan)

Bu süreç içerisinde evrenin akışı devam ederken erkeksi olarak tabir ettiğimiz Anu, dişi olan Nir’i yaratır ve ona aşık olur. Bu duruma sinirlenen ve Anu’yu kıskanan Padomay Nir’e saldırır. Engel olmaya çalışan Anu ile bir mücadeleye girişirler fakat buna rağmen Nir bundan kurtulamaz ve 12 adet gezegen doğurarak ölür. Öfkesi dinmemiş olan Padomay bu 12 gezegeni tek tek parçalar ve etrafa dağıtır. Nir’in acısı içerisinde olan Anu bu parçaların hepsini birleştirir ve oynadığımız tüm oyunlarında içerisinde geçtiği, asıl maceralarımızı yaşadığımız “Nirn” adlı gezegeni oluşturur. Padamoy bunu öğrendiği zaman öfkesi tekrar körüklenir ve Nirn’i yok etmek için saldırıya geçer fakat Anu kendini feda ederek Padomay’ı zamanın dışına çeker ve ikisi birlikte boşlukta yavaş yavaş erirler.

 Bu hikayenin diğer bir versiyonunda ise Padomay Nirn’e saldırmaya hazırlanırken Nirn Anu tarafından zamanın olduğu aleme yani “Aetherius” a itilir. Bunlar gerçekleşirken Anu ve Padomay aynı şekilde Aetherius’a girer ve zamanın akıntısına kapılırlar. Bu şekilde zamana uygun olmayan biçimleri zamanla erimeye ve enerjileri yok olmaya başlar.  Her şekilde Anu ve Padomay evrenden silinir ve zaman-mekan ilişkisinin yer alacağı çok daha vahşet dolu bir döneme giriş yapılır. Fakat Daedra ve Aedra’ların başrolü alacağı evrenimizin devam hikayesini bir sonraki yazımızda okuyacaksınız. Şimdilik hoşçakalın.